Ben kadınım !!!
Ben kadınım. Önce kadın. Nereye
gitsem, ne yapsam önce kadınım. Hep öyle oldum, çünkü ben öyle doğdum…
Çoğu zaman “kız oldu...” sessizliği olur bir kadının başlangıcı…
Biraz iyi niyetle “Erkek adamın erkek damadı olur…" denir...
“Beni istemediler mi?” “Erkek olsam daha mı çok severlerdi?” “Belki
giderken beni de yanında götürürdü erkek çocuk olsaydım.” “Belki kimse o kadar
çok bağırmazdı, erkek kardeşime öyle bağırmıyorlardı...”
Yıllar sonra artık işe güce
başlayıp, evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonra bile kadın arkadaşlarımdan
duyduğum cümleler bunlar. Kadın olmak bir yazgı adeta. Hepimizin yazgısı…
“Eteğin açılmasın, baban duymasın, adın çıkmasın, taşa oturma çocuğun
olmaz, hamama gittiğinde önce taşı yıka hamile kalırsın…” diye bitmeyen bir liste daha minik bir kız çocuğu iken başladı tüm
kadınlar gibi benim de hayatımda. Hatta sırf bekâretini kaybeder diye bisiklete
bindirilmeyen kız çocukları tanıdım, ben bisikletle kan ter içinde dolaşırken
evin önündeki duvara oturan, bekleyen arkadaşlarım oldu…
Böyle başlayan hikâyeler
sonrasında kendi ayaklarının üzerinde duracak hale gelen kadınlarda bile
cinsellikle ilgili sorunlar oluşmasına hatta daha oraya bile varmadan doktora
gitmeye utanma problemine yol açtı, açıyor. Doktora gitmeye utanan, sevişirken
korunmaya utanan, hamile olduğunu bile söylemeye utanan kadınlar var aramızda
yaşayan. Halen...
Yarım kalmış ilişki, evlenememek,
evliliğin kötü gitmesi, iyi pişmeyen yemek, ödevini yapmayan kardeş, erkeğin
gömleğinin düşmeye yüz tutan düğmesine kadar her şey kadının sorumluluğu. Bu liste hiç bitmiyor…
Kadın olmak kadınlığını yaşarken
hatta özgürken bile zor. “Sevişmezsem ayıp olur mu? Regl oldum bugün
buluşmayayım, tüylerim var beni böyle görmesin…"
Biz kadınların derdi keşke bunlar
olsa tabi sadece. Malesef değil…
Binlerce kez alındı, satıldı, kovuldu, lanetlendi, öldürüldü kadınlar…
Öyle ki bazen ölmek bile kolay
olmadı, sırtında bir bıçakla bir kaldırımda kaderini bekledi. Biz o fotoğrafa
bakmaya bile tahammül edemedik. Ben çok eminim o kadın son anında kendisinden
sonra çocuklarına ne olacağını düşünüyordu.
Yine de elbette seni öldüremeyen seni daha güçlü yapıyor. Öğrendik
beraberce kendimizi korumayı, elimizin uzandığı başka kadınlara bazen moral,
bazen destek, bazen umut olmayı…
Daha dik durmayı, yeniden canımızı
acıtmayı denediklerinde dalga geçmeyi. İçimizde bir şey eksilse bile öğrendik,
eksilen yanlarımızı bir araya gelip nasıl da tamamlayacağımızı...
Ben kadınım… Doğuran, hayat veren, çocuk büyüten…
Bir çocuğun hayattan aldığı ilk
tadı, duyduğu ilk kokuyu, zihninin ilk kelimelerini, ilk bakışına neden olan ve
hatta ilk sevdiği insanım ben…
Ben kadınım… Bir tutam baharat, sıcak bir ekmek, bir
bebeğin gülüşü… Hepsi benim elimden çıkıyor dünyaya…
Sıcak bir öpüş, uçuşan bir etek, kararlı bir bakış var ya işte o benim!
Bir dal çiçekten bahçe yapan, nakış işler gibi ilmek ilmek hayatı
güzelleştiren kişi kim mi? O da benim…
Ben kadınım. Hayat benimle güzel…
Aşkımla, ürettiklerimle, yaşattıklarımla, pencereleri aralayan o zarif el
var ya o benim elim…
Gün benimle başlıyor…
Hayat benimle başlıyor….
Ben hayat
veren, can veren, gelecek nesli yetiştirenim…
Hayat o yüzden benimle özel…
Ben kadınım!
Sen kadınsın arkadaşım!
Hayat bizimle güzel!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
HOŞ GELDİNİZ!
Yorumlarınızı en kısa sürede yayınlayıp-cevaplayacağım.
Adsız yorum lütfen yapmayın.